EKOLOJİ MÜCADELESİNDE AVDAN ÖRNEĞİ: “HALK OLMADAN KAZANIM OLMAZ”

Türkiye Barolar Birliği Kent ve Çevre Komisyonu Eğitim Grubu Üyesi Av. Hasan Ozan Orpak "Siyaseten ve maddi olarak güçlü olanın evinin manzarasını bile bozmuyorlar. Küresel sermayenin gözü kör" dedi.

  • 24 Mart 2026 - 15:15
  • Son Güncelleme : 24 Mart 2026 - 15:22

Denizli’nin Tavas ilçesi Avdan köyünde önce termik santral sonrasında da kömür ocağı genişletme projesi kapsamında acele kamulaştırma kararı iptal ettirildi. Türkiye Barolar Birliği Kent ve Çevre Komisyonu Eğitim Grubu Üyesi Av. Hasan Ozan Orpak ile Avdan başta olmak üzere ekoloji mücadeleleri ve hukuki dayanaklarına ilişkin konuştuk.

Denizli Avdan’da termik santrale dair iptal edilen acele kamulaştırma kararının içtihat niteliği taşıdığı ve birçok mücadelede emsal olarak yer aldığını dile getiren Orpak, “O mücadeleyi başlatmak, yürütmek ve kazanmak elbette ki kolay olmadı. Artık sermaye, kapitalizm çok acımasız” dedi. Avdan mücadelesinin nasıl başladığı ve yaşanan zorluklara ilişkin konuşan Orpak, “Avdan’da termik santrali ÇED gereği görmeden yapmak istediler. Önce o iptal ettirildi. Avdan süreci Akbelen sürecine de benziyor. Avdan’da acele kamulaştırma Resmi Gazete’de çıktığında köylüler ‘Devletimiz bizim arsalarımıza el koydu, kader’ şeklinde düşündü. Bu düşünce başta yaygındı” ifadelerini kullandı.

İlk baştaki kabullenişten sürecin mitingler ve yürüyüşlere nasıl evrildiğini sorduğumuz Av. Orpak, süreci şöyle özetledi: “Vatandaşın elinden toprak gitmeye başlayınca işin ciddiyetini gördükçe halk bu davaya sarılmaya başladı. Ne zaman ki makinelerin kamyonların sayısı arttı işin ciddiyetinin farkına vardı. Bu süreçte meslek odaları, siyasi partilerin, ekoloji örgütlerinin başka illerden mücadeleye katılan halkların desteğinin çok önemi oldu.”

‘Bir teyze kefen parasını dava için verdi’

Pandemi döneminde köylülerin traktörlerle notere gittiğini aktaran Orpak “Bir teyzemiz kefen parasından çıkardı notere ödedi. Kamulaştırılan 564 parseldi. Bizim her parsel için ayrı dava gücümüz yoktu. Avdan Platformu taşın altına elini koydu. Stratejik davranarak 38 dava açabildik. Paramız buna yetti. Birçok meslektaşımız emek harcadı kolektif bir çalışma oldu. Bu süreçte iftiralara da uğradık” diye konuştu.

Dayanışmanın önemine dikkat çeken Orpak, Avdan’da 78 yaşındaki Hatice Kocalar’ın şirket yetkililerini darbettiği iddiasına ilişkin davadan örnek verdi: “Hatice teyzenin davasında sonuna kadar gittik ancak para cezası çıktı. O para cezasını Akbelen halkı ödedi. Anlamlı bir toplumsal dayanışma örneği.”

‘Samimiyetsizliği halk biliyor’

Salt aktivizmin başarı getirip getirmeyeceğine dair düşüncelerini aktaran Orpak “Orada yaşayan halk olmadan olmaz. Sen akşam evine dönersin ama onların evi zaten orası. Halkın sevmediği belli şeyler var. Bir, tepeden bakmayacaksın. İki, aynı dili konuşacaksın. Üçüncüsü halk kirli siyasetten bıkmış durumda. Kendi oy verdiği partiden bile olsa. Yani halk topraklarına sahip çıkarken elbette siyaset yapıyor. Ama siyaseten fotoğraf çektirip gitmenin katkısı olsa da oradaki samimiyetsizliği halk seziyor” dedi.

‘Güçlü olanın manzarasını bile bozmuyorlar’

Halk davaları kazandıkça, projeleri iptal ettirdikçe iktidarın süper talan yasası, ÇED ihtisas mahkemeleri gibi yeni kanun ve yönetmelik değişiklikleriyle, yeni bariyerler ördüğüne değinen Orpak, Türkiye’de verilen her ÇED kararının siyasi olduğunu söyledi ve “Küçükbaş hayvancılıktan, mermer ocağına, enerji nakil hattından yol kararına kadar siyasi olduğunu düşünüyorum” dedi. Orpak şöyle devam etti: “Siyaseten ve maddi olarak güçlü olanın evinin manzarasını bile bozmuyorlar. Küresel sermayenin gözü kör. En basitinden Denizli-Aydın otoyolunda bile belli arazilerin nasıl değiştiğini gösteriyor, taş ocaklarında ise Güzelpınar örneği var. Kapalı taş ocağından taş çıkarmaya kalktılar. Onu da yine köylülerin mücadelesi engelledi. Vatandaşın toprağıyla kendi malları gibi dalga geçtiler. ‘Karşılarına çıkacak 3-5 köylüydü!’ Ne zaman ki halk birleşti, sesini çıkardı, kapılara dayandı, geri adım atmak zorunda kaldılar. Siyasilerin korkusu da bu. Bu yüzden halkın katılım toplantısının çerçevesini değiştirdiler” ifadelerini kullandı.

'COP31; küresel sermayenin fuar alanı değil, Türkiye’den uzak tutacak mücadele alanı olmalı'

Son olarak Antalya’da yapılacak 2026 Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı (COP31)’e ilişkin değerlendirmelerde bulunan Av. Ozan Orpak, “Ekoloji mücadelesi aynı zamanda uluslararası bir mücadeledir. Kazanılan herhangi bir davanın tüm Türkiye’de emsal olabildiğini görüyoruz. İliç faciasını ilk biz dile getirdik. Türkiye Barolar Birliği kazadan önce dile getirdi. CHP’nin raporu var 2022 sonu. Böyle bir facianın yaşanacağına dair uyarılarımız var. Küresel sermaye Türkiye’ye inanılmaz fazla musallat olmuş durumda. Türkiye’den bir şirket küresel bir sermaye grubunun taşeronu olarak kullanılıyor. Aslında kaynaklar yabancı şirketlerin yağmasına açılıyor. COP31’in küresel sermaye güçlerinin fuar alanı olmasından korkuyoruz. COP31 küresel sermayenin Türkiye’den uzak durması gerektiğini ortaya koymak zorunda. Biz de bunun mücadelesini vereceğiz. Orayı sermaye güçlerinin reklam yaptığı fuar alanına çevirtmeyeceğiz” diye konuştu.

Kaynak: Evrensel 

Haber: Hilmi Miynat