DR. ERKAN KIDAK'IN KALEMİNDEN - PAÜ HASTANE’DE “İŞÇİ İRADESİ” ESAS OLMALI

Dr. Erkan Kıdak'ın Kaleminden - PAÜ HASTANE’DE “İŞÇİ İRADESİ” ESAS OLMALI

  • 06 Mayıs 2026 - 12:07
  • Son Güncelleme : 06 Mayıs 2026 - 12:11

Pamukkale Üniversitesi Hastanesi’nde hasta bakımı, temizlik, güvenlik, tıbbi sekreterlik ve benzer alanlarda binden fazla sürekli işçi çalışıyor. Bu işçilerin büyük çoğunluğu, daha önce taşeron şirketlerde istihdam ediliyordu.  Bir kısmı da İŞKUR kanalıyla işe alındı.

Söz konusu işçiler, kamuda “personel çalıştırılmasına dayalı hizmet alım sözleşmesiyle” çalıştırılan taşeron işçilerin sürekli işçi pozisyonuna geçmesiyle beraber sendikal faaliyetlerden de yararlanmaya başladı. Özellikle Türkiye Sağlık-İş Sendikası’nın uzun yıllar boyunca vermiş olduğu taşeron karşıtı mücadele gibi çeşitli işkollarındaki sendikal eylemler, taşeron işçilerin “kadroya” geçirilmesinde önemli bir rol oynadı.

PAÜ Hastanesi’nde çalışan taşeron işçiler, sürekli işçi kadrosuna geçtikten sonra bir müddet Hak-İş’e bağlı Öz Sağlık-İş Sendikası’nın toplu iş sözleşmesinden faydalandılar.

Ancak bu toplu iş sözleşmesi, Yüksek Hakem Kurulu Kararları dışında hiçbir ilave şartı içermiyordu. Aynı üniversitede genel sekreterlik bünyesinde çalışıp Öz Büro-İş’e üye olan işçilerle Öz Sağlık-İş üyesi işçiler arasında, çalışma koşulları açısından önemli ölçüde farklılıklar bulunuyordu.

Söz konusu işçiler, belli bir müddet sonra Türkiye Sağlık-İş Sendikası’na üye olmaya başladılar. Ardından üniversite hastanesinde bu sendika yetkili hale geldi. İki dönemdir de toplu iş sözleşmelerinin tarafı Türkiye Sağlık-İş oldu.

Türkiye Sağlık-İş, üyesi olan işçilerin kararlı duruşlarıyla beraber oldukça önemli kazanımlar elde etti. Elbette mutlak bir sonuca erişilemedi, ancak ne olursa olsun vesayet altında bir sendikacılık yerine mücadeleci sendikal pratikler vesilesiyle işçilerin şartları görece iyileşti. Eğer işçiler, kararlı ve azimli bir şekilde sendikalarıyla beraber hareket etmeye devam ederse daha da olumlu koşulların elde edileceği hiç şüphe taşımıyor.

Ancak bu kazanımlarda öncelikle işçi iradesinin başrol oynadığını vurgulamak gerekir. İşçiler, farklarının ödenmediği dönemde toplu eylem yaptığı için nasıl kazanım elde ettilerse, bundan sonrasında da daha iyi şartlar elde etmenin yolu toplu hareket etmektir.

İşverene ve yöneticilere teslim olmak, sahadaki ve masadaki mücadeleden kaçmak, siyasilerin vesayeti altında bulunmak işçilerin hak kazanmasını bırakın, koşullarının daha da geriye gitmesine yol açar. Tarihte bunun sayısız örneği var…

Öte yandan önümüzdeki dönem, sendikalar arasında bir rekabet olduğu da göze çarpıyor. Sendikal rekabet, işçinin lehine sonuçlar doğursa elbette iyidir. Ancak PAÜ Hastanesi’nde bu rekabetin, çok ciddi sakıncaları bulunuyor.

Kamuoyunda dile getirilen görüşlere göre işveren ve yöneticiler, işçileri baskıyla ve çeşitli teşviklerle Türkiye Sağlık-İş’ten istifa ettirerek Öz Sağlık-İş’e üye yapmaya zorluyor. Eğer bu iddialar doğruysa, her şey önce yönetimin Anayasa ve 6356 sayılı yasadaki “sendika seçme özgürlüğünü” ihlal ettiğini ve Türk Ceza Kanunu kapsamında suç işlediğini belirtmek gerekir. İddiaların doğruluğuyla ilgili olarak Savcılık’ın harekete geçmesi gerekir.

Diğer yandan iddialar doğruysa, yönetimin bu tavrının işçi iradesine açık bir müdahale olduğunu belirtmek gerekir. İşçiler, bu noktada sendikal tercihlerine müdahale edilmesine göz yummamalıdır.

Sendikaya üye olmak, istediğin sendikayı seçmek, bir sendikadan istifa etmek ve benzer tüm haklar Anayasa’yla güvence altına alınmıştır. Bu hak ve özgürlükleri çiğnemekse kişilik haklarına ağır bir saldırıdır.

Böyle bir müdahaleyle karşılaşılması durumunda işçilerin sendikalarına daha sıkı sarılması gerekir. Zira basit bi mantıkla, işveren, karşısında bir sendikayı istemiyorsa, o sendika kendisine üye olanların hakkını korumak ve geliştirmek için daha yoğun bir çaba sarf ediyor ve işvereni zorluyor demektir. Aksi halde bir işverenin veya idarecilerin, işçilerin sendikal tercihlerine müdahale etmesinin başka bir nedenini bulmak neredeyse imkânsız.

Bir diğer husus da sendikal faaliyetlerde bireysel menfaatlerin öne çıkması konusu. Eğer bir kişi, kendi sendikal kariyeri ve menfaatleri için bir işyerinde sendikal birliği bozuyorsa ve işveren karşısında işçilerin görüntüsünün dağınık olmasına yol açıyorsa, o kişinin de iyi niyetinden şüphe etmek gerekir.

Bu ve benzer tüm nedenlerle PAÜ Hastane işçilerinin sendikal hareket içerisinde yer alırken kendi iradelerine sahip çıkmaları gerekiyor. Aksi halde bu günleri ve hatta dünleri aramaya devam ederler…