EĞİTİM-İŞ DENİZLİ’DEN ÇARPICI DÖNEM RAPORU: EĞİTİM PİYASAYA VE İDEOLOJİYE TESLİM

Eğitim-İş Denizli 1 No’lu Şube Başkanı İlker Zengin, 2025–2026 eğitim öğretim yılı birinci dönemine ilişkin yayımlanan değerlendirme raporunda, kamusal, laik ve bilimsel eğitimin sistemli biçimde tasfiye edildiğini vurguladı.

  • 22 Ocak 2026 - 17:06
  • Son Güncelleme : 22 Ocak 2026 - 17:06

Eğitim ve Bilim İşgörenleri Sendikası (Eğitim-İş) Denizli 1 No’lu Şubesi, 2025–2026 eğitim öğretim yılı birinci dönemine ilişkin kapsamlı değerlendirme raporunu kamuoyuyla paylaştı. Raporda, Türkiye’de eğitimin kamusal bir hak olmaktan hızla uzaklaştığı, eşitsizliklerin derinleştiği ve eğitim sisteminin piyasacı ve ideolojik tercihlerle yönetildiği ifade edildi.

Yaklaşık 18 milyon öğrencinin ve 1,2 milyon öğretmenin yer aldığı eğitim sisteminde yaşanan sorunların bireysel değil, bilinçli siyasal tercihler sonucu ortaya çıkan yapısal bir kriz olduğu vurgulandı.


Parasız Eğitim Fiilen Ortadan Kalktı

Raporda, Anayasa’da güvence altına alınan parasız eğitim ilkesinin fiilen ortadan kalktığına dikkat çekildi. Devlet okullarında temizlik, güvenlik, kırtasiye ve küçük onarımların velilerin cebinden karşılandığı belirtilirken, birçok okulda “bağış”, “aidat” ve “kayıt parası” adı altında ücret talep edildiği kaydedildi.

Eğitim-İş verilerine göre 2025–2026 yılı başında bir öğrencinin okula başlama maliyeti servis dahil yaklaşık 65 bin TL’ye ulaştı. Kırtasiye ve giyim giderlerinin asgari ücretin %85–98’ine denk geldiği belirtilen raporda, parasız eğitim ilkesinin fiilen çöktüğü vurgulandı.


Eğitime Erişimde Derin Eşitsizlik

Raporda, zorunlu eğitime rağmen yüz binlerce çocuğun eğitim sisteminin dışında kaldığına dikkat çekildi. 2024–2025 MEB verilerine göre okul çağında olup eğitime erişemeyen çocuk sayısının 611 bin 612 olduğu belirtildi.

Okullaşma oranlarının ilkokulda %95,43, ortaokulda %89,09 ve ortaöğretimde %82,85’e gerilediği ifade edilirken, özellikle yoksulluk, çocuk işçiliği ve erken yaşta evliliklerin eğitime erişimi ciddi biçimde sınırladığı kaydedildi.


Taşımalı ve İkili Eğitim Kalıcı Soruna Dönüştü

Taşımalı eğitim uygulamasının yeni mağduriyetler yarattığına dikkat çekilen raporda, yüz binlerce öğrencinin her gün uzun mesafeler kat etmek zorunda kaldığı, servislerin kaldırılmasıyla özellikle lise öğrencilerinin eğitime erişiminin zorlaştığı belirtildi.

Büyükşehirlerde ikili eğitimin geçici olmaktan çıktığı ifade edilerek, sabahçı–öğlenci uygulamasının öğrenme kayıplarına yol açtığı, yılda yaklaşık 45 güne varan ders kaybı yaşandığı vurgulandı.


Beslenme ve Temiz Su Yok, Sosyal Devlet Geri Çekildi

Derinleşen yoksulluğa rağmen okullarda ücretsiz yemek ve temiz içme suyunun sağlanmadığına dikkat çekilen raporda, bunun bir kaynak değil, bütçe tercihi meselesi olduğu ifade edildi.

Ücretsiz okul yemeğinin hayata geçirilmemesinin çocukları cemaat ve vakıfların insafına bıraktığı belirtilerek, sosyal devletin yerini “sadaka düzeni”nin aldığı vurgulandı.


MESEM’ler Çocuk İşçiliğine Dönüştü

Mesleki Eğitim Merkezleri (MESEM) uygulamalarının fiilen çocuk işçiliği mekanizmasına dönüştüğü belirtilen raporda, yaklaşık 559 bin çocuğun haftanın büyük bölümünü işletmelerde geçirdiği ifade edildi.

MESEM kapsamında çalışırken bugüne kadar 17 çocuğun yaşamını yitirdiği hatırlatılarak, zorunlu eğitim çağındaki çocukların ucuz iş gücü haline getirildiği kaydedildi.


Okullar Güvensiz, Şiddet Normalleşti

Okullarda yeterli temizlik ve güvenlik personelinin bulunmadığı, rehberlik ve psikososyal destek hizmetlerinin yetersiz kaldığı belirtilen raporda, öğrenci ve öğretmenlere yönelik şiddetin arttığı ifade edildi.

Öğretmenlere yönelik tehdit ve saldırıların münferit olmaktan çıktığı vurgulanarak, caydırıcı hukuki düzenlemelerin hayata geçirilmemesi eleştirildi.


Laik ve Bilimsel Eğitim Tasfiye Ediliyor

ÇEDES Projesi başta olmak üzere imam, vaiz ve dini yapıların okullara sokulduğu belirtilen raporda, laikliğin sistematik biçimde ihlal edildiği ifade edildi.

Müfredatın bilimsel içerikten uzaklaştırıldığı, eleştirel düşünce ve akademik özgürlüğün gerilediği belirtilirken, eğitimin ideolojik bir araca dönüştürüldüğü kaydedildi.


Öğretmenler Yoksulluğa ve Güvencesizliğe Mahkûm

Raporda, eğitime ayrılan bütçenin büyük kısmının personel giderlerine gittiği, yatırım payının %8,26’ya kadar düştüğü belirtildi. Ücretli öğretmenlik uygulamasının yaygınlaştığına dikkat çekilerek, öğretmenlerin yoksulluk sınırının altında maaşlarla çalıştırıldığı vurgulandı.


Eğitim-İş’in Talepleri

Eğitim-İş, raporun sonunda şu talepleri kamuoyuna ilan etti:

  • Zorunlu eğitimin tartışmaya açılmasına son verilmesi

  • Açık liselerin örgün eğitimin alternatifi olmaktan çıkarılması

  • MESEM’ler başta olmak üzere çocuk emeğini meşrulaştıran uygulamaların kaldırılması

  • Ücretli öğretmenliğe son verilerek tüm öğretmenlerin kadrolu istihdam edilmesi

  • Eğitim bütçesinin artırılması

  • Laik ve bilimsel eğitime yönelik müdahalelerin durdurulması

  • Öğretmenlerin ekonomik ve özlük haklarının iyileştirilmesi


“Mücadeleden Vazgeçmeyeceğiz”

Eğitim-İş Denizli 1 No’lu Şube Başkanı İlker Zengin, kamusal eğitimi savunma mücadelesini kararlılıkla sürdüreceklerini belirterek, “Laik, bilimsel, adil ve kamusal bir eğitim sistemi için geri adım atmayacağız” dedi.