DENİZLİ’DE SU FORUMU: “SUYUN DEĞİL ŞİRKETLERİN İHTİYAÇLARI ÖNCELENİYOR”

Denizli’de düzenlenen “Su Havzalarında Sektörel Su Paylaşımına Karşı Yaşamın Korunması” forumunda, Batı Akdeniz, Büyük Menderes ve Kuzey Ege havzalarına yönelik su tahsis planları masaya yatırıldı. Katılımcılar, suyun kamusal bir hak olduğunu vurgulayarak şirketlerin değil halkın ihtiyaçlarının öncelenmesi gerektiğini savundu.

  • 14 Haziran 2026 - 16:30
  • Son Güncelleme : 14 Haziran 2026 - 16:41

Denizli’de düzenlenen “Su Havzalarında Sektörel Su Paylaşımına Karşı Yaşamın Korunması” forumunda, su kaynaklarının geleceği ve kamu yararına kullanımı masaya yatırıldı. Türkiye’nin farklı kentlerinden gelen çevre örgütleri, meslek odaları ve yaşam savunucuları, suyun ticarileştirilmesine karşı ortak mücadele çağrısı yaptı.

TMMOB Denizli İl Koordinasyon Kurulu, Büyük Menderes İnisiyatifi, Muğla Su İnisiyatifi ve EGEÇEP tarafından düzenlenen forum, Mimarlar Odası Denizli Şubesi Cüneyt Zeytinci Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi. Çanakkale, Muğla, İzmir, Uşak ve Bursa’dan katılımcıların yer aldığı etkinlikte, Batı Akdeniz, Büyük Menderes ve Kuzey Ege havzalarına yönelik hazırlanan su tahsis planları değerlendirildi.


“Su Tahsislerinde Halk Değil Sektörler Önceleniyor”

Forumun açılış konuşmasını yapan Büyük Menderes Çevre ve Ekoloji Derneği Başkanı Şenol Akyol’un ardından söz alan akademisyen Beyza Üstün, su politikaları ve yaşam hakkı üzerine değerlendirmelerde bulundu.

Üstün, hazırlanan su tahsis planlarında halkın ihtiyaçlarından çok sektörlerin ihtiyaçlarının ön plana çıkarıldığını savunarak, Batı Akdeniz Havzası’nda tarıma ayrılan su oranının 2041 yılına kadar ciddi şekilde azaltılmasının öngörüldüğünü söyledi.

Turizm ve sanayi sektörlerine yönelik su tahsislerinde artış planlandığını belirten Üstün, bunun gelecekte hem üretim hem de yaşam alanları açısından önemli riskler yaratabileceğini ifade etti.

“Su Bir İnsan Hakkıdır”

Muğla Su İnisiyatifi adına konuşan Avukat Elis Yıldızlı ise suyun temel bir insan hakkı olduğunu vurguladı.

Yıldızlı, su yönetiminde halkın karar alma süreçlerine yeterince dahil edilmediğini savunarak, “Suyun güvenli olması, herkesin yeterli miktarda suya erişebilmesi ve suyla ilgili kararlarda söz sahibi olması temel haklardır” dedi.

Termik Santraller ve İklim Krizi Vurgusu

Muğla Su İnisiyatifi’nden Serdar Denktaş da Batı Akdeniz Havzası Su Yönetim Planı’na yönelik itirazlarını anlattı.

Denktaş, planlarda bazı termik santraller için uzun vadeli su tahsislerinin öngörüldüğünü belirterek, iklim krizinin etkilerinin yeterince dikkate alınmadığını savundu. Su yönetimi süreçlerinde halkın katılımının artırılması gerektiğini ifade eden Denktaş, mevcut planların birçok açıdan yeniden değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

“Madenler ve JES’ler Su Kaynaklarını Tüketiyor”

Büyük Menderes İnisiyatifi adına konuşan Ahmet Ergun ise Denizli ve çevresindeki madencilik faaliyetleri ile jeotermal enerji santrallerinin (JES) su kaynakları üzerindeki etkilerine dikkat çekti.

Ergun, yeni termik ve jeotermal tesislerin yüksek miktarda su tükettiğini belirterek, havzadaki su kaynaklarının giderek daha fazla endüstriyel kullanıma yönlendirildiğini savundu.

“Kararlar Halktan Kopuk Alınıyor”

Forumun ikinci bölümünde konuşan TMMOB Denizli İl Koordinasyon Kurulu Sekreteri ve Mimarlar Odası Denizli Şube Sekreteri Mehmet Öztürk ise çevre ve doğal kaynaklarla ilgili karar alma süreçlerinin yeterince şeffaf olmadığını söyledi.

Öztürk, doğal kaynakların kullanımına ilişkin kararların halkın katılımı olmadan alındığını öne sürerek, yer altı su kaynaklarının azalmasının yanı sıra çevresel sorunların da giderek büyüdüğünü ifade etti.

Forum sonunda katılımcılar, suyun kamusal bir hak olarak korunması ve doğal kaynakların gelecek kuşaklara aktarılması için ortak mücadele çağrısında bulundu.