DENİZLİ'DE 2 BİN 300 ÖĞRETMEN İŞ BIRAKTI!

Denizli’de eğitimciler, iş bıraktı. Eğitim İş üyesi onlarca öğretmen Gazi Bulvarı üzerinde düzenlenen kortej yürüyüşünün ardından Delikliçınar Meydanında davullu zurnalı eylem düzenledi. Eğitim İş Denizli Şube Başkanı Namık Kemal Aydoğan, eğitimciye yüzde 100 zam istediklerini dile getirdi.

  • 29 Aralık 2021 - 16:42
  • 1130

Asgari ücrete gelen yüzde 50’lik zammın ardından zam isteyen eğitimciler, Denizli’de iş bırakma eylemi yaptılar.

Alım gücünün düştüğünü, maaşların ise yerinde saydığını belirten Eğitim İş, eylem kararı alınca eğitim camiasından büyük destek gördü. Bu kapsamda Denizli’de çok sayıda okulda öğretmenler eylem kararına uyarak derse girmedi. Sendika, iş bırakma eylemini ise Delikliçınar Meydanında gerçekleştirdiği basın açıklamasıyla kamuoyu ile paylaştı. Gazi Bulvarı üzerinde taşıdıkları bayrak ve dövizlerle yürüyüş yapan eğitimciler, Delikliçınar Meydanında davullu zurnalı eylem düzenledi.


SARAYLARDAN DEĞİL GÜR SESİMİZLE ALANLARDAN HAYKIRIYORUZ

Grup adına basın açıklamasını Eğitim İş Denizli Şube Başkanı Namık Kemal Aydoğan, yaptı. Aydoğan açıklamasında şu ifadelere yer verdi: “AKP iktidarı ekonomik krizin yükünü tamamen emekçilerin sırtına yıkan, gelir adaletsizliğini derinleştiren ve yoksullaşmayı artıran politikalar yürütmeye devam etmektedir. Büyük önder Atatürk’ün eğitimi, kalkınmayı, sosyal ve ekonomik ilerlemeyi birbirinden ayırmadan var ettiği Türkiye, daha gencecik bir Cumhuriyet iken bile Avrupa ülkelerine parmak ısırtırken, şimdi tepetaklak haldeki ekonomisiyle, 21. Sıraya kadar gerilmiştir. Üstelik bu tablo daha da ağırlaşıyor. TÜİK ezbere bildiğimiz yalanları söyleyedursun, Konfederasyonumuz Birleşik Kamu-İş’in Aralık ayı araştırmasına göre; dört kişilik bir ailenin insan onuruna yaraşır bir şekilde yaşayabilmesi için yapması gereken zorunlu harcamaları gösteren yoksulluk sınırı 13 bin 598 liraya, açlık sınırı ise 4 bin 652 liraya yükselmiştir. 1 yılda tüketilmesi zorunlu olan tüm gıda maddelerine yüzde 100’ü aşan oranlarda zam gelmiştir. Gıda dışındaki ihtiyaçlar için yapılması gereken harcama ise 2 bin 6 lira artmıştır.


BİZİM PAYIMIZA NE DÜŞÜYOR

Peki bu şartlar altında fedakarca çalışan biz eğitim emekçilerinin payına ne düşüyor. Tiyatrodan ibaret olan toplu sözleşme görüşmelerinden gelen trajikomik ücret zamları ve peşi sıra gelen sefalet. Liyakatsizce atanmış yöneticilerin hadsizlikleri; azarlama, keyfi disiplin cezaları, mobbing. Kadrolu, sözleşmeli, ücretli, uzman adı altında ayrıştırılarak sömürülme. İş güvencemizi ortadan kaldıracak, öğretmenler odasını bir kez daha bölecek olduğu halde bize müjde gibi sunulmaya çalışan Öğretmenlik Meslek Kanunu. Gericileştirilmiş, piyasacılaştırılmış bir eğitim sistemi. Bu böyle gitmez, gidemez! Bugün bizim halimizi görmezden gelenlere, isyanımıza kulağını kapatanlara karşı üretimden gelen gücümüzü kullanacağız! Bir günlük iş bırakma eylemimizle sesimizi herkese duyuracağız. Bugün derse girmeyeceğiz ve meslek büyüğümüz Fakir Baykurt’un dediği gibi ders vereceğiz! Bugün dünyada Başöğretmen ünvanı taşıyan bir liderin kurduğu tek ülke olan Cumhuriyetimizde, öğretmenlere ve öğretmenliğe pranga vurulamayacağını göstereceğiz.

YÜZDE 100 ZAM İSTEĞİ

İnsanca yaşamak için tüm eğitim emekçilerinin maaşlarına yüzde 100 zam istiyoruz! Sistematik ve hadsiz saldırılar altındaki meslek onurumuza tekrar kavuşmak istiyoruz! Tüm eğitim emekçileri için kadrolu, güvenceli çalışma ve adaletli çalışma şartları istiyoruz! Nitelikli eğitimin sürdürülmesinde en önemli paydaşlar arasında olan idari, yardımcı ve teknik personellerin taleplerinin yerine getirilmesini, Öğretim Yılına Hazırlık Ödeneğinin ayrım gözetilmeksizin eğitim çalışanlarının tümüne ödenmesini istiyoruz. Eğitim çalışanlarının görev tanımlarının yapılmasını, angarya çalışmaya son verilmesini istiyoruz. Üniversitelerimizde bilimsel, idari ve mali özerklik istiyoruz. Üniversitelerimizde akademik ve idari kadrolar arasındaki keskin çizgilerin azaltılmasını, görevde yükselme koşullarının liyakat sistemine göre yapılmasını, akademik teşvik ödeneğinin akademik alanların şartları göz önünde bulundurularak yeniden düzenlenmesini, akademisyenleri gerçekten teşvik edecek oranlarda olmasını istiyoruz. Atatürk’ün bize emanet ettiği yeni nesiller için laik, bilimsel, kamusal bir eğitim istiyoruz! Ve şüpheniz olmasın ki alacağız! Bu yoksulluk, bu sömürü artık yeter! Gün umutsuzluğa kapılma, kendini çaresiz ve güçsüz hissetme günü değildir. Gün dayanışma günüdür, mücadele günüdür. Üreten emekçileriz, sesimiz, sözümüz var. Hep birlikte güçlüyüz. Biz eğitim emekçileri, bugünün gerçekliğini TÖS’ten TÖB-DER’den Köy Enstitülerinden devraldığımız tarihsel mirasla yoğuracağız. Mücadelemizi tüm haklarımızı elde edene kadar, eğitim emekçilerine insan onuruna yaraşır bir yaşam sağlayana kadar sürdüreceğiz, haklarımızı söke söke alacağız!.”