YOKSULLUĞUN SORUMLUSU YANLIŞ EKONOMİ POLİTİKALARIDIR
Eğitim-İş 2 No’lu Şube Başkanı Gökhan Okulu, yaptığı yazılı açıklamada uygulanan ekonomi politikalarının milyonlarca insanı açlık sınırının altına mahkûm ettiğini belirterek, TÜİK’in açıkladığı enflasyon verilerinin halkın yaşadığı gerçekleri yansıtmadığını vurguladı.
- 08 Ocak 2026 - 02:50
- Son Güncelleme : 08 Ocak 2026 - 02:53
Eğitim-İş 2 No’lu Şube Başkanı Gökhan Okulu imzasıyla yayımlanan açıklamada, ülkenin siyasi iktidar tarafından “enflasyonla mücadele” adı altında yürütülen ancak derin yoksullaşmayı artıran ekonomik politikalarla yönetildiği ifade edildi. Açıklamada, bu sürecin en temel sonucunun açlık sınırının altında yaşamaya zorlanan milyonlarca yurttaşın mutsuzluğu olduğu vurgulandı.
“TÜİK Verileri Gerçek Enflasyonu Gizliyor”
Ekonomik göstergelerin manipüle edildiği savunulan açıklamada, TÜİK’in açıkladığı enflasyon oranları ile halkın çarşı pazarda yaşadığı gerçekler arasında büyük fark olduğu belirtildi.
2025 yılı için TÜİK enflasyonu yüzde 30,60 olarak açıklarken, ENAG’ın aynı döneme ilişkin enflasyonu yüzde 56,14 olarak duyurduğu hatırlatıldı. Bu farkın kamu çalışanlarının gelirlerinde ciddi kayıplara yol açtığı ifade edildi.
“Kamu Çalışanları On Binlerce Lira Kayıp Yaşadı”
TÜİK ve ENAG verileri arasındaki fark dikkate alındığında, yıllık bazda kamu çalışanlarının ciddi gelir kaybına uğradığına dikkat çekilen açıklamada şu rakamlar paylaşıldı:
-
Ortalama tekniker maaşı: 11.772 TL
-
Hizmetli maaşı: 10.172 TL
-
Şef maaşı: 11.366 TL
-
Doktor öğretim üyesi maaşı: 16.516 TL
-
En düşük öğretmen maaşı: 11.360 TL
Bu kayıpların 2026 yılı maaş hesaplamalarına da eksik yansıdığı, mali kayıpların her yıl katlanarak arttığı belirtildi.
“Ücretli Öğretmenlik Açlık Sınırının Altında”
Milli Eğitim Bakanlığı’nın öğretmen ihtiyacı olmadığını açıklamasına rağmen ülke genelinde yaklaşık 100 bin ücretli öğretmen çalıştırdığına dikkat çekilen açıklamada, ücretli öğretmenlerin aylık gelirlerinin 2026 yılı asgari ücretinin dahi altında olduğu vurgulandı.
Açıklamada, öğretmenlik mesleğinin hem söylemlerle hem de ekonomik uygulamalarla itibarsızlaştırıldığı belirtilerek, ücretli öğretmenlik uygulamasının sona erdirilmesi ve bu sayıda kadrolu öğretmen atamasının acilen yapılması çağrısı yapıldı.
“Asgari Ücret Sefalet Ücretine Dönüştü”
15 milyon 756 bin 730 işçinin asgari ücretle çalıştığı hatırlatılan açıklamada, 28.075 TL olan asgari ücretin bazı konutların kira bedelinin bile altında kaldığı ifade edildi. Açlık sınırının 30 bin TL’ye ulaştığı bir ülkede mevcut asgari ücretin toplumda şu sonuçları doğuracağı belirtildi:
-
Sağlıklı beslenme yerine hayatta kalmaya çalışma
-
Eğitimde fırsat eşitsizliğinin artması
-
Sosyalleşme yerine eve kapanma
-
Sanat ve eğlence yerine gerginlik ve çatışma
-
Geçim sıkıntısı altında ezilen bir toplum
“Emekli Öğretmenler Geçinemiyor”
Eğitim-İş’in emekli öğretmenler üzerine yaptığı araştırmaya da yer verilen açıklamada, emekli öğretmenlerin ortalama maaşının 33.998 TL olduğu belirtildi. Bu gelirle:
-
Emeklilerin yüzde 37’sinin şehir dışına çıkamadığı
-
Yüzde 27’sinin maaşını tamamen barınma giderlerine ayırdığı
-
Yüzde 39’unun tatil yapamadığı ve sadece akraba ziyareti gerçekleştirebildiği ifade edildi.
Bu durumun, yıllarca ülkeye hizmet eden emeklilere karşı büyük bir vefasızlık olduğu vurgulandı.
“Gençler Umutsuz, Beyin Göçü Artıyor”
Ekonomik sorunların gençlerin ülkeye olan güvenini azalttığı belirtilen açıklamada, işsizlik ve düşük ücretler nedeniyle gençlerin yurt dışına gitmeyi planladığı ifade edildi. OECD verilerine göre Türkiye’nin 15-19 yaş grubunda ev genci oranının en yüksek olduğu ülke olduğu, 15-29 yaş grubunda ise bu oranın yüzde 26,45’e ulaştığı kaydedildi.
“Mücadeleden Vazgeçmeyeceğiz”
Açıklamanın sonunda Eğitim-İş’in duruşu şu sözlerle vurgulandı:
“Toplumun her kesiminde derin bir yoksulluk hâkimdir. Bunun sorumlusu yanlış ekonomi politikalarıdır. Eğitim-İş olarak emekçinin, emeklinin, çocuklarımızın, gençlerimizin ve kamu çalışanlarının sesi olmaya; kamusal sendikacılık anlayışıyla mücadele etmeye devam edeceğiz.”
