MÜLAKATI KALDIRMAK BİR NAMUS BORCUDUR!

CHP Milletvekili Gülizar Biçer Karaca, "Mülakatların kaldırılması bir namus borcudur; verilen sözler tutulmadı" dedi.

  • 14 Ağustos 2024 - 13:16
  • Son Güncelleme : 14 Ağustos 2024 - 13:25

Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın açtığı "Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği" sınavında, çok sayıda kamu emekçisi yazılı sınavdan 90 üzeri almasına rağmen sözlü mülakatta başarısız sayıldı. KESK Denizli Şubeler Platformu, TBMM Başkanvekili ve CHP Denizli Milletvekili Gülizar Biçer Karaca ile ortak açıklama yaparak mülakat haksızlığına tepki gösterdi. KESK binasında yapılan açıklamada, CHP Milletvekili Gülizar Biçer Karaca’nın konuşmasının ardından KESK adına açıklamayı Kültür Sanat ve Turizm Emekçileri Sendikası (KÜLTÜR SANAT SEN) Denizli Temsilcisi Serdar Çimen yaptı.

"Seçim Öncesi Verilen Sözler Tutulmadı"

Açıklama öncesi sendika binasında basına konuşan TBMM Başkanvekili Gülizar Biçer Karaca şunları dile getirdi:

“Hepinizin bildiği gibi, 14 Mayıs 2023 seçimleri öncesinde, saraydaki tek kişi sırf seçim kaygısı ve seçilememe korkusu ile mülakatları kaldıracağını söylemişti. Peki, 14 Mayıs seçimlerinden sonra ne oldu? Mülakat kalkmadığı gibi, mülakat konusunda daha anti-demokratik ve daha kötü uygulamalarla karşı karşıya kaldık. Bu konuda, mülakata giren arkadaşlarımızdan çok ciddi şikayetler gelmeye başladı. Yani burada yapılan mülakat değil, önceden belirlenmiş kişilerin ve yandaşların yükseltileceği apaçık ortadadır. Biz bu hukuksuzluğu kabul etmiyoruz. Mülakatın kaldırılması bir namus borcudur; iktidar tarafından verilmiş bir sözdür. Bu söz ile seçmenlerin iradesini gasp etmişlerdir. Bugün gereğini yerine getirmeyerek, o günün koşullarında ‘mış’ gibi yapanlar, sırf oy için, koltuk için, makam için milyonlarca çalışanın umutlarını sömürmüşlerdir.”

Mülakat Soruları Tartışma Yarattı

Daha sonrasında açıklama yapan KÜLTÜR SANAT SEN Denizli Temsilcisi Serdar Çimen ise şunları söyledi:

“11 Şubat 2024 tarihinde yazılı sınava girerek sözlü mülakata hak kazanan kültür ve turizm çalışanlarıyız. Bizler, işçi, çiftçi ve memur çocuklarıyız. Elimizdeki kıt kanaat imkanlarla çalışıp üniversitelerimizi kazanıyoruz ve onun sonunda da KPSS'ye girerek buralara yerleşiyoruz. Ardından, malum maddi sebepler yüzünden bir yerlere gelebilmek, biraz maaşımız artsın diye bu sınavlara giriyoruz. Biraz daha sorumluluk alıyor, vatana millete faydamız olsun diye bu sınavlara giriyoruz. Ama burada da ne oluyor? Mülakat garabetiyle karşı karşıya kalıyoruz ve ne mesleğimizle, ne eğitimimizle, ne de Milli Eğitimin müfredatıyla alakası olmayan sorularla karşılaşıyoruz.

Özellikle genel kültür ve yetenek kısmında, eğitimimizle, toplumumuzla, bakanlığımızla ve bakanlığımızın bize vermiş olduğu eğitimle hiçbir alakası olmayan sorularla karşı karşıya kaldık. "Grejuva ateşi" denen konuyu elimden geldiğince, aklımın yettiğince araştırmaya çalıştım. İnternet dünyası bile bu konunun tarihi ile alakalı sabit bir noktaya ulaşamamış. Wikipedia, Rum ateşi, Bizans atışı, Roma ateşi, grajuva ateşi, Yunan ateşi, vahşi ateş veya sıvı ateş olarak da bilinen bu ateşin kızıl kömür, kükürt ve zift karışımından oluşan Penapone Savaşı sırasında kullanıldığını söylüyor. Arkasından, ilk kullanımı Perslerin Yunanistan'ı işgali sırasında olmuştur diyor. Wikipedia, bu veriyi devletin üniversitesinden gelen verilere dayandırıyor. Başka bir internet sitesinde bunun M.S. 7. yüzyılda kullanıldığı söyleniyor. Başka bir internet sitesinde ise 670'li yıllara dayandığı söyleniyor. Bu arada Penapone Savaşı ise M.Ö. 431 ile 404 yılları arasında gerçekleşiyor. Yani tamamen muallak, tarihi bile belli olmayan bir sorudur.

Adalet Çağrısı

Bakanlık bunların hangisini baz alıyor, hangisini doğru kabul ediyor ve benden hangi cevabı bekliyor? Adaletin terazisi herkese eşit olmadıktan sonra, bu kantarın ayarı bir şekilde düzeltilmedikten sonra memleketimizi düzeltme şansımız yok. Burada, bu konuda sorumlu olan, herhangi bir şekilde sorun yaşamış tüm arkadaşlarımıza sesleniyorum: Sesinizi çıkarın.”