MEHMET ÖZDEN’İN KALEMİNDEN | DENİZLİ BAROSU’NDA KÖK DÖNEMİ
Mehmet Özden'in Kaleminden - Denizli Barosu'nda Kök Dönemi Nasıl Geçiyor?
- 24 Ocak 2026 - 18:27
- Son Güncelleme : 24 Ocak 2026 - 18:47
Denizli Barosu son 15 ayda çok şey yaşadı. Tartışmalar eksik olmadı, eleştiriler havada uçuştu, rakamlar masaya yatırıldı… Öyle ki, bu eleştiri bombardımanının içerisinde Denizli Barosu Başkanı, adeta bir hacı yatmaz gibi.
2 bin 501 üyesiyle Türkiye’nin 12’nci büyük barosu olan Denizli Barosu’nda, Başkan Ufuk Kök ve yönetim kurulu 15 ayı geride bıraktı. Tartışmalı komisyon atamalarıyla başlayan bu süreçte, Kök hakkında seçim döneminde dile getirilen “temsil yeteneği zayıf olur” eleştirileri de gündemden hiç düşmedi. Önceki dönem Baro Başkanı Adnan Demirdöğer’in yönetiminden iki arkadaşıyla birlikte ayrılan Ufuk Kök, girdiği seçim yarışını birinci tamamlayarak başkanlık koltuğuna oturmuştu.
Devir teslimin ardından yaklaşık 4 milyon liraya yakın bir bütçeyle baroyu devralan Ufuk Kök ve yönetimi, bu 15 aylık süreçte birçok yatırım yaparken kasadaki parayı da korumayı başarmış görünüyor. İşin duygusal kısmına girmeden söylemek gerekirse; oluşturulan yönetim kurulu, eleştiriler karşısında kolay kolay devrilen bir yapı olmadığını gösterdi. Üstelik Kök’ün temsil yeteneği yalnızca Denizli’de değil, şehir dışında da konuşulur hâle geldi. İyi bir lobi kurmayı başaran Başkan Kök, şehir dışında düzenlenen birçok toplantıya yönetim kurulundan bazı isimlerle birlikte katılarak, diğer baro başkanlarından farklı bir yönetim tarzı sergiliyor. Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kurulu üyeliğine seçilen Ufuk Özdemir’in Ankara’daki varlığı da Denizli Barosu’nun temaslarını güçlendiren önemli bir unsur olarak öne çıkıyor.
Peki, gelelim işin tamamen duygusal kısmına…
Denizli Barosu, bu 15 ayda kaynaklarını nasıl kullandı? Eleştirilerin merkezindeki “para” meselesinde neler yapıldı?
Göreve gelir gelmez ilk ele alınan başlıklardan biri ulaşım oldu. Türkiye Barolar Birliği tarafından tahsis edilen servis aracının yanına bir araç daha eklendi. Çünkü elde bulunan iki eski servis aracı, yaklaşık bir yıl içinde 400 bin liraya yakın masraf çıkarmıştı. Bu tablo karşısında araçların satılmasına karar verildi ve TBB’nin filo indiriminden faydalanılarak FORD marka yeni bir servis aracı alındı. Bu araçlar yalnızca yönetim için değil, tüm avukatlar için ücretsiz olarak tahsis edildi. Çarşamba günleri cezaevine giden servis de bu sisteme eklendi.
Araç meselesi bununla sınırlı kalmadı. Uzun süredir masraf kalemi olarak eleştirilen ve önceki dönemlerde de “değiştirilecek” denilen makam aracı, ihale usulüyle satışa çıkarıldı. 900 bin liraya satılan bu aracın yerine, 2 milyon 400 bin liraya sıfır bir VİTO alındı. Geçmişte genellikle binek araç tercih eden Denizli Barosu’nda bu tercih tartışma yarattı. Ancak şehir dışından gelen misafirlerin karşılanması, toplu ziyaretler ve organizasyonlarda sağladığı kolaylık dikkate alındığında, yönetim açısından işlevsel bulunduğu görülüyor.
Ufuk Kök’ün seçim sürecinde en çok dile getirdiği vaatlerden biri “dijitalleşen Denizli Barosu”ydu. Bu başlıkta somut adımlar atıldığı görülüyor. Baro internet sitesi ve mobil aplikasyonu yeni bir yazılım firmasıyla yenilendi. Başka barolar adına da pazarlık yapılabilmesi sayesinde bu hizmetlerin uygun maliyetle alındığı ifade ediliyor.
“Bir uygulamayla dijitalleşme mi olur?” diyenler olabilir; ancak uygulamanın içine girildiğinde bu sorunun cevabı değişiyor. Avukatlar yol arkadaşlarıyla birlikte şehir dışı ve ilçe duruşmalarına gidebiliyor, tek tuşla baro yönetimi dâhil tüm avukatlara ulaşabiliyor. Son dakika duyuruları da bu sistem üzerinden yapılıyor. Legal Hukuk firmasıyla yapılan anlaşmayla, Denizli Barosu’na kayıtlı tüm avukatların ücretsiz yararlanabildiği bir uygulama daha devreye sokuldu. Hatta İzmir Barosu bu çalışmayı örnek alarak kendi sistemine uyarladı.
Baro dijitalleşirken gelenekten de tamamen kopmuş değil. Her yıl başında dağıtılan ajandalar, bu yıl da küçük hediyelerle birlikte avukatlara ulaştırıldı. Bu tür kalemler küçümsenebilir; ancak ciddi bütçeler gerektirdiğini unutmamak gerekir. Bu yıl hukuk balosunun ertelenmesi ise dikkat çeken bir başka başlık oldu. Gerekçe, hukuksuz şekilde cezaevine konulan seçilmiş belediye başkanlarıydı. “Böyle bir süreçte hukuk balosu yapılmaz” denildi. Takdir elbette okurun; ancak bu kararın vicdani bir karşılığı olduğunu söylemek mümkün.
Bunun dışında dikkat çeken bazı uygulamaları da sıralamakta fayda var:
Yatırımcı bir firmanın katkısıyla baroya iki adet elektrikli araç şarj istasyonu kazandırıldı. Otoparkta elektrikli araçlar şarj edilebiliyor ve buradan elde edilen gelirin yüzde 20’si baroya kalıyor. Yeni ruhsat alan avukatlara çiçek yerine, matbaa ihtiyaçlarını karşılayacak yardım kolileri gönderiliyor. Yemin törenleri daha resmi bir çerçeveye oturtuldu. Yeni personel alımları yapıldı ve asgari ücrete yapılan zammın bir tık üzerinde artış sağlanarak memnuniyet artırılmaya çalışıldı. (Bu ekonomik tabloda tam memnuniyet mümkün mü, o ayrı mesele.)
Baro binasının giriş kapısı yenilendi. Görme engelli avukatlar ve vatandaşlar için bina içine sarı yönlendirme şeritleri yapıldı. Elektrik sistemi tamamen elden geçirildi; özellikle konferans salonundaki aydınlatma sorunu giderildi. Yardım etkinlikleri ve konserlerle önemli bağışlar toplandı ve Denizli Barosu’nun kentin en büyük sivil toplum kuruluşlarından biri olduğu bir kez daha hatırlatıldı. Baronun tüm bilgisayarları yenilendi, adliye içindeki baro odaları güçlendirildi. Yeni yazıcılar ve kahve makineleri de cabası.
Komisyonlar konusundaki tartışmaları, bu yazıyı okuyan birçok avukat arkadaşımız benden daha yakından biliyordur. Denizli Barosu, yaptığı atamalarla birlikte çalışmayan komisyonlarda değişime gideceklerini söylemişti. Daha aktif komisyonlar görmek istediklerini dile getirmişlerdi. Görevini yerine getiremeyen ya da yetişemediği gerekçesiyle devam edemeyen bazı komisyon yöneticileri bu dönemde değiştirildi. Kadın Hakları Komisyonu çalışmalarıyla öne çıkarken, Çocuk Hakları Komisyonu’nun özellikle SMA hastası çocuklar için yaptığı yardım kampanyaları da göz ardı edilecek türden değil.
Bunca başlığın arasında, gelelim işin biraz da kulis tarafına…
Bu dönemde en çok konuşulan eleştirilerden biri “kutuplaşma” oldu. Başkan Kök’ün ayrıştırıcı bir dil kullandığı, kendisini desteklemeyen kesimleri dışarıda bıraktığı yönünde eleştiriler yapıldı. Bu iddiayı geçtiğimiz günlerde bir imza gününde bizzat Başkan Kök’e sordum. “Bu dönem kutuplaşmadan mı besleniyorsunuz?” sorusuna yanıtı netti:
“Komisyonlarda rakip olduğumuz arkadaşlara da görev verdik; ancak bazıları kendileri istifa etti. Biz baroyu birlikte yönetmekten yanayız.”
Doğrusu, bu cevap hevesimi biraz kursağımda bıraktı. Yoksa daha buralara neler yazmak isterdim…
Toplumsal olaylara karşı baronun tutumuna bakıldığında ise aktif bir tablo görülüyor. İstanbul Barosu’nun davalarına katılım sağlandı. Erdal Çam’ın öldürülmesi sonrası Muğla’da görülen tüm duruşmalarda Denizli Barosu adına Başkan Kök yer aldı. Birçok toplumsal olayda ortak açıklamalara imza atıldı, çeşitli kurumlarla iş birlikleri yapıldı.
Ümit Özdağ için yürütülen mücadeleye ortak olundu.
Ekrem İmamoğlu için yürütülen mücadeleye ortak olundu.
Selahattin Demirtaş için yürütülen mücadeleye ortak olundu.
Adaletin söz konusu olduğu her alanda baronun varlık göstermeye çalıştığını söylemek mümkün.
Hâlâ çözülmeyen bir sorun var tabi:
Telefonla arandığında başkana ulaşmak hâlâ kolay değil.
Ama adam öyle bir yönetim kurmuş ki kendisinin olmadığı veya olamadığı her yerde onlar varlar. Yeri geldiğinde başkanı sırtlayıp götürebiliyorlar.
Ve yazının başına dönersek…
Bunca yatırım, bunca harcama ve bunca tartışmanın ardından dikkat çekici bir veriyle bitirelim: Denizli Barosu’nun kasası, devralındığı gün ile bugün arasında aynı seviyede duruyor. Yani para harcanmış, yatırımlar yapılmış; ancak kasa eritilmemiş.
Nisan ayında açılması beklenen Denizli Barosu binasının 4. katını merakla bekliyorum diyerek yazıyı toparlayayım. Bu tabloyu nasıl okumak gerekir? Takdiri yine Denizli Barosu’nun kıymetli üyelerine ve okurlara bırakıyorum.
