DEMOKRASİ GÜÇLERİNDEN ÇAĞRI: TOSUN’UN FAİLLERİ AÇIĞA ÇIKARILSIN!

Denizli Barosu, Büyük Menderes İnisiyatifi ve Emek Platformu, gazeteci Hakan Tosun’un öldürülmesine tepki göstererek adalet istedi.

  • 22 Ekim 2025 - 14:34
  • Son Güncelleme : 22 Ekim 2025 - 14:37

Denizli Barosu Kent ve Çevre Komisyonu, Büyük Menderes İnisiyatifi ve Denizli Emek ve Demokrasi Platformu’nun çağrısıyla yapılan basın açıklamasında, İstanbul’da öldürülen gazeteci Hakan Tosun için adalet talep edildi.

Gazi Mustafa Kemal bulvarı üzerinde yapılan açıklamada, Avukat Yağmur Yalçın, Hakan Tosun cinayetinin sadece ailesini değil, özgür haberciliği ve demokratik kamuoyunu da derinden yaraladığını söyledi. Yalçın, 18 ve 24 yaşındaki şüphelilerin tutuklandığını ancak hâlâ birçok sorunun yanıtsız kaldığını vurguladı.

Yalçın, “Saldırının sadece bireysel bir suç değil, çevre savunuculuğuna, kamusal denetime ve ekolojik adalete yönelik bir gözdağı olma ihtimali yüksektir,” dedi.

Yalçın’ın okuduğu açıklama şu şekilde:

“Gazeteci, belgeselci ve ekoloji savunucusu Hakan Tosun’un şehir ortasında darp edilerek öldürülmesi, sadece yakınlarını değil, yaşam alanlarının savunucularını, özgür haberciliği ve demokratik kamuoyunu derinden yaralamıştır.

10 Ekim gecesi Esenyurt’ta evine giderken saldırıya uğrayan Tosun, ağır yaralanarak hastaneye kaldırılmış, 13 Ekim’de beyin ölümü gerçekleşmiş ve kısa süre sonra hayatını kaybetmiştir.

Güvenlik kameraları, motosikletli iki kişinin Tosun’a aniden yöneldiğini, darp edip tekmelediklerini göstermektedir.

Şüphelilerden 18 ve 24 yaşlarında iki kişi tutuklanmıştır; ancak hâlâ ‘neden’ ve ‘arka plan’ soruları yanıtsızdır.

Kameralara ait kayıtların, görüntülerin polis tarafından alınıp alınmadığı veya şüphelilerin yakınlarının bu kayıtları ele geçirdiği yönünde ciddi iddialar ortaya atılmıştır.

Tosun’un kız kardeşi, ağabeyinin ‘görmemesi gereken bir duruma tanık olduğu’ için hedef alındığını öne sürmektedir.

Cinayet dosyasında hâlâ kameraların alınıp alınmadığı, delillerin güvence altına alınıp alınmadığı ve faillerin yakalanması süreçlerinin şeffaflığı konusunda yetkililer sessizlik içindedir.

Türkiye’de adalet mekanizmaları uzun süredir ‘cezasızlık’la anılmaktadır. Bu cinayet vakasında da delil toplama, güvenlik kamerası kayıtlarının güvence altına alınması, sanıklar ile yakınlarının kayıtlara müdahale iddiaları ve kamuoyuna bilgi verilmemesi pratikleri adalete olan inancı sarsmaktadır.

Bu olay, gazetecilerin, çevre savunucularının, toplumsal muhalefetin ‘suskun kalınması gereken’ bir bölgede faaliyet göstermesi beklentisini yenilemektedir. Oysa bir demokratik devlette, kim olursa olsun – hele ki kamu yararı gözeten bir gazeteciyse – saldırılar soruşturulmalı, failler ve arkasındaki güçler açığa çıkarılmalıdır.”