Öğretmenim ‘Cnm bnm cnm bnm’

0

Öğretmenler. Geleceğimizi şekillendirenler. Gününüz kutlu olsun. Sizleri için yazacaklarım bu kadar. Elbet daha fazlasını hak ediyorsunuz ama ben yine sizin üzerinizden başka konulara el atma düşüncesindeyim.

İlk olarak 94. yılında olan, tarihte bulunan örneklerine bakıldığında daha çok genç diyeceğimiz cumhuriyetimizin insanlarının, eğitim seviyesinden başlamak istiyorum. Bunları yazarken insanlarımızı eleştirdiğimizi düşünenler lütfen sayfayı kapatıp başka sitelerde vakit geçirin. Okuyup sonuna kadar sabredeceklere ise şu şekilde devam etmek istiyorum. Neden toplumsal cehaletten söz ediyorum oradan başlayalım. Çünkü cumhuriyetin ilanından önce Osmanlı döneminde eğitim düzeyi son dönemlerde çok aşağıdaydı. 1897 yılında 55 tane lisesi olan Osmanlı devletinden 1927 de yapılan nüfus sayımında Türkiye’deki yetişkin nüfusun yani 7 yaş üzerinin okuma yazma bilme oranı %10.5 idi.

Mustafa Kemal Atatürk o günün şartlarıyla eğitimin önemini bir çok noktada dile getirmiş ve halkın eğitim oranının yükselmesi amacıyla savaş esnasında gazi olmuş okur yazar askerlerimizin kısa süreli eğitimden geçirilmesi ardından öğretmenlik yaparak halkın okur yazarlık durumunu yükseltme çabalarına girmiştir. Yani taptaze cumhuriyet ilk yıllarından beri eğitim düzeyini yükseltmek için çaba sarf etmiş ve bundan sonrasında bilim ile yükselişe geçmek için atağa geçmiştir. O dönemlerde öğretmen bulmak bile bu kadar zorken günümüzde atanamayan öğretmen sayısının 300 bin olduğu tahmin edilmektedir. Benim şahsi fikrimi de işin içine koyarsak üniversiteyi kazanıp eğitim fakültesine giden, sonra bir anda aydınlanarak “ulan öğretmen olsamda işsiz kalacağım” diyen öğrencileride işin içine katarsak biz bu çıtayı 350 bine çekeriz diye düşünmekteyim.

Sistemsel bir sorun olduğu ortada. Tekstil, sanayi şusu busu ihracatı yapacağımıza öğretmen ihracatı yapsak ülkece kalkınacağımız dönemlerden geçiyoruz. Cumhuriyet tarihinin neredeyse ışıklar içinde en karanlık döneminden.

Sistemsel sorunlar bununla da bitmiyor. Hatırlayan kaç kişi vardır bilmiyorum ama Trabzon’da 2005 yılında “YILIN ÖĞRETMENİ” seçilen bir Rukiye ablamız vardı hatırlar mısınız? 19 yıl boyunca öğretmenlik yapan bu koca yürekli ablamızın 19 yılın sonunda sahte diploma ile öğretmenlik yaptığı anlaşılmıştı. Bu ülkenin diplomasızlardan çektiği nedir arkadaş diye bağırasım geliyor vallahi. Bide bu ablamız çıkarıldığı mahkemede pişkin pişkin çok pişmanım ama emekliliğime de az kalmıştı şimdi ben ne yapacağım demişti. Ulan bu kadar gencecik intihara sürüklenen atanamayan gençler ne yapacak diye kaç kişi gündemine bunu alıyor bunu da biraz konuşalım yahu. Hatta mümkünse bu konuyla alakalı hiç susmayalım.

Hiç unutmam ortaokul döneminde gittiğim dershanemin alt katında bir sosis ekmek satan abimiz yeni dükkan açmıştı. Maşallah işleri de baya iyiydi. Bizde her teneffüs gider sosis ekmek yemesek bile o zaman 25 kuruş olan kolalardan içer arkadaşlarla sohbet ederdik. Çok sonradan öğrendim ki o abimiz öğretmenmiş. Oturduk konuşuyoruz geyik yapmayı da çok severdi şu an adını hatırlayamadığım o abim. Öğretmen olsam ne yapacaktım işsiz mi kalacaktım demişti. Adam haklı beyler dağılalım…

Aslında çok geyiğe vurdum mevzuyu farkındayım ama buradan anmak istediğim son bir öğretmen daha var. Einstein’e salak diyen öğretmen. Kesin oda diplomasızdı. Ah şu diplomasızlar ah…

Maalesef ağlanacak halimize yine gülüyoruz. Çünkü yalama olduk artık nasıl tepki vereceğimizi şaşırmış durumdayız.

Buradan sözlerimi şu şekilde bitirmek istiyorum. Başöğretmen Mustafa Kemal Atatürk’e ve onun izinde yürüyen siz güzel öğretmenlerimize şükranlarımı sunuyorum. Sizler sayesinde geçeğimize daha bir umutla bakıyoruz. Ve Aybüke’ye ve Necmettin’e bu yazımdan selam gönderiyorum. PKK’lı kanı bozuklar tarafından öldürülen daha 22 yaşında ki gencecik Şenay Aybüke Yalçın’a ve 23 yaşında şehit düşürülen öğretmen Necmettin’e…

Siz hep kalbimizde yaşayacaksın…

 

Cevap yaz